• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Silivri’deki sır ölümde ikinci tutuklama! Gazeteci Selahattin Günday’a şok karar!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Silivri’deki sır ölümde ikinci tutuklama! Gazeteci Selahattin Günday’a şok karar!

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla raftan indirilen ve takipsizlik kararı kaldırılan soruşturma kapsamında yürütülen operasyonlarda yeni bir gelişme yaşandı. MİT Kanunu’na muhalefet suçundan cezaevinde bulunan gazeteci Selahattin Günday hakkında bu kez "Örgüt Kurma Suçundan" ikinci kez tutuklama kararı verildi.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çarpıcı bir gelişme yaşandı. İkinci dalga operasyonda tutuklanan gazeteci Selahattin Günday için ikinci tutuklama kararı çıktı.

SELAHATTİN GÜNDAY'A İKİNCİ TUTUKLAMA

Avukat Hüseyin Ersöz yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Gazeteci Selahattin Günday, “Örgüt Kurma Suçundan” ikinci kez tutuklandı. Doktrindeki adıyla “Yedek Tutuklamanın” bir uygulamasını yaşadık. Sözün bittiği yerdeyiz."

Geçtiğimiz günlerde Selahattin Günday 'Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'na muhalefet', Özlem Uslu ile Emre Atmaca ise 'örgüte üye olma' ve 'kasten öldürme' suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.


 

KAŞİF KOZİNOĞLU SORUŞTURMASI

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

TAKİPSİZLİK KARARI KALDIRILDI

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, dün adliyeye sevk edilmişti. Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3 şüpheli ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.

Bu arada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Kozinoglunu yurt dışından getirtip Zekeriya Öze kim teslim etti.. Zekeriya Öz kimin süper savcisiydi..adamı Ergenekon kumpasiyla içeri attı icerde öldürdüler.hukumet yargıyı Zekeriya Öz'e teslim etmişti.. mit kendi elemanına sahip çıkmadı..

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

NELER OLUYOR BU GAZETECİLERE BÖYLE? Türkiye'de son dönemde basının ve gazetecilik mesleğinin adının organize suçlar, cinayet soruşturmaları, uyuşturucu ve gayrimeşru faaliyetlerle yan yana gelmesi, dördüncü güç olarak tanımlanan bu yapının derin bir etik ve kurumsal çöküş içinde olduğunu gözler önüne sermektedir. Gazetecilik, kamu yararını gözetme ve toplumu bilgilendirme gayesinden saparak; güç odaklarının, suç şebekelerinin veya karanlık operasyonların paravanı haline getirilmektedir. Son olarak eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturmada gazeteci Selahattin Günday’ın "örgüt kurma" suçlamasıyla ikinci kez tutuklanması, medyanın içerisine sızan ya da medyayı bir maske olarak kullanan yapıların ulaştığı boyutları net bir şekilde göstermektedir. Güç, Para ve Yozlaşma Kıskacında Medya Gazetecilik, tarihsel süreçte hiçbir zaman doğrudan çok büyük servetler kazandıran bir ticari alan olmamıştır. Ancak bu mesleğin barındırdığı "bilgiye erişim" ve "kamuoyunu yönlendirme" gücü, yasa dışı yollardan nüfuz ve haksız kazanç elde etmek isteyen odakların her zaman iştahını kabartmıştır. Bugün basının bir kanadının uyuşturucu partileriyle, fuhuş organizasyonlarıyla, şantaj ağlarıyla ve devletin gizli kalması gereken istihbari faaliyetlerini sabote etmekle anılması, mesleğin kendi iç denetim mekanizmalarını tamamen kaybettiğinin kanıtıdır. Gazetecilik kimliği, suçlular için adaletten kaçış sağlayan bir zırh veya gayrimeşru ilişkileri perdeleyen bir meşruiyet örtüsü olarak kullanılmaktadır. Soruşturmalar ve Maskelerin Düşüşü Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında yaşanan son gelişmeler, medyanın sadece adli suçlarla değil, devletin en mahrem kurumlarına yönelik operasyonel faaliyetlerle de bağının olabileceğine işaret etmektedir. Adalet Bakanlığı ve savcılık makamlarının talimatıyla yıllar sonra raftan indirilen bu dosyada, gazetecilerin "MİT Kanunu'na muhalefet" ve ardından "Yedek Tutuklama" formülüyle "Örgüt Kurma" suçlarından cezaevine gönderilmesi, mesleki faaliyet sınırlarının çoktan aşıldığını hukuki bir dille ortaya koymaktadır. Bir muhabirin veya yazarın asli görevi olayları objektif bir şekilde aktarmaktır; suç örgütlerinin lojistik ve operasyonel aparatı haline gelmek, istihbarat savaşlarının figüranı olmak ya da karanlık cinayetlerin üzeri örtülürken roller üstlenmek değildir. Adli kayıtlara yansıyan bu ağır suçlamalar, "basın özgürlüğü" kavramının arkasına sığınılarak geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Kurumsal Çöküş ve Toplumsal Güven Kaybı Medya mensuplarının adının bu denli ağır asayiş ve terör suçlarıyla anılması, toplumun basına olan güvenini kökünden sarsmaktadır. Maddi hırslar, güç devşirme arayışları ve illegal yapılarla girilen organik ilişkiler, gazeteciliği asli zemininden koparmıştır. Sektördeki denetimsizlik, meslek örgütlerinin işlevsizliği ve liyakat kaybı, bu yozlaşmanın zeminini besleyen en temel unsurlardır. Sonuç olarak; Türkiye’de gazetecilik başlığı altında yaşanan bu savrulma, mesleğin kendisinden değil, mesleği paravan olarak kullanan şahısların ve onların arkasındaki şebekelerin ahlaki çürümesinden kaynaklanmaktadır. Yargının yürüttüğü bu operasyonlar, temiz toplum ve temiz medya arayışı için kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası olarak görülmelidir. Medya, suç odaklarının operasyon sahası olmaktan çıkarılmadığı müddetçe, ne toplumsal güveni yeniden inşa etmek ne de demokratik bir denetim mekanizması işlevi görmek mümkün olacaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23