• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Bodrum’da Cumhurbaşkanına hakaret etmişti! Küstah İngiliz'e resen soruşturma

Yeniakit Publisher
DHA Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Bodrum’da Cumhurbaşkanına hakaret etmişti! Küstah İngiliz'e resen soruşturma

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Bodrum'da katıldığı bir finans toplantısında yaptığı konuşmadaki sözleri nedeniyle İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan re’sen soruşturma başlattı.

 

İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, "Basına konu olduğu üzere T.A. hakkında, katıldığı bir toplantıda sarf etmiş olduğu sözler nedeniyle, ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçundan Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmıştır" ifadeleri yer aldı.


SORUŞTURMAYA KONU OLAN KONUŞMA NEYDİ?

Bodrum'da iş dünyasının katıldığı finans toplantısında konuşan İngiliz ekonomist Timothy Ash, jeopolitik belirsizliklerin piyasalara etkisini değerlendirdiği sunum sırasında Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Katil İsrail'in Başbakanı Netanyahu'nun adını aynı bağlamda kullanmıştı.

Konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerinden liderlerin kişisel çıkarları ile devlet çıkarları arasındaki ilişkiye değinen Ash, bazı liderleri "sosyopat" olarak nitelendirmişti. Ash, konuşmasında eli kanlı İsrail Başbakanı katil Netanyahu ile Başkan Erdoğan'ın isimlerini art arda kullanmış, sözlerinin kayda alındığını fark edince de, "Özür dilerim, bunu söylemedim. Geri alıyorum. Video çekmeyi bırakın" sözlerini sarf etmişti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

İÇ VE DIŞ DÜŞMAN HEPSİ ERDOĞAN'A DA DUSMAN! Batı Medyası ve Uluslararası Kamuoyunda Türkiye ve Erdoğan Algısının Yapısal Analizi Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihi ve dış politika hamleleri, uluslararası arenada ve özellikle Batı dünyasında en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Kamuoyunda sıkça dile getirilen "Erdoğan eleştirisi yapan aktörlerin aynı zamanda Türkiye karşıtı bir tutum takındığı" yönündeki gözlem, göründüğünden daha karmaşık sosyo-politik, jeopolitik ve tarihsel dinamiklere dayanmaktadır. Bu durumu tek bir nedene bağlamak yerine, küresel güç dengeleri ve algı yönetim mekanizmaları üzerinden incelemek gerekmektedir. Türkiye, geleneksel olarak Batı ittifakının yani NATO'nun sadık ve öngörülebilir bir kanat ülkesi olarak konumlandırılmıştı. Ancak son yirmi yılda Ankara, çok kutuplu dünya düzenine uyum sağlayarak daha otonom ve çıkarları odaklı bir dış politika izlemeye başladı. Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve Kafkasya gibi kriz alanlarında Türkiye’nin kendi askeri ve diplomatik ağırlığını koyması, yerleşik küresel aktörlerin konfor alanını bozmuştur. Savunma sanayiinde yerlilik oranının artması ve Rusya gibi aktörlerle kurulan pragmatik ilişkiler, Batı medyasında eksen kayması olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda, lider figürü üzerinden yürütülen eleştiriler aslında Türkiye’nin bölgesel bir güç odağı haline gelmesine ve Batı merkezli politikalara meydan okumasına duyulan kurumsal bir tepkinin yansımasıdır. Batı medyasında ve entelektüel çevrelerinde, Doğu toplumlarına yönelik köklü bir oryantalist bakış açısı mevcuttur. Bu yaklaşım, karmaşık devlet mekanizmalarını ve toplumsal talepleri tek bir lider figürüne indirgeyerek açıklamayı tercih eder. Türkiye’nin meşru güvenlik kaygıları, örneğin sınır ötesi terörle mücadelesi veya ekonomik hamleleri, dış basında genellikle Erdoğan’ın şahsi hırsları olarak ambalajlanmaktadır. Lidere yönelik muhalefet ile devlete veya millete yönelik olumsuz algı bu sayede iç içe geçmektedir. Bir yabancı aktörün yapısal bir eleştiri getirirken kullandığı dilin üslupsuzlaşması ve doğrudan ülkenin değerlerini hedef alması, bu indirgemeci mediatik dilin bir sonucudur. Bunun yanı sıra, Avrupa kamuoyundaki Türk algısı, yüzyıllara yayılan tarihsel hafızayla, Viyana kuşatmaları ve Osmanlı mirası gibi unsurlarla şekillenmiştir. Türkiye’nin kimliksel ve kültürel olarak kendi değerlerine daha fazla vurgu yapması, Batı’daki bazı çevrelerde eski tarihsel korkuları ve refleksleri tetikmektedir. Dolayısıyla, mevcut siyasi yönetime duyulan ideolojik mesafe, bilinçaltındaki bu köklü kültürel önyargılarla birleştiğinde genel bir Türkiye karşıtlığına dönüşmektedir. Sonuç olarak, uluslararası alanda gözlemlenen Erdoğan ve Türkiye karşıtlığı arasındaki doğrusal bağ, tamamen politiktir. Küresel güç odakları, kendi jeopolitik çizgilerine tam olarak uyum sağlamayan, sınırlarında ve ötesinde oyun kurucu rol üstlenen bir Türkiye profili görmekten memnun değildir. Bu rahatsızlık, diplomatik ve medyatik düzlemde lider eleştirisi maskesi altında, ülkenin genel egemenlik haklarına ve toplumsal iradesine yönelik sistematik bir yıpratma stratejisine dönüşmektedir.

Türkmen

İnşallah tüymüştür. Yeni bir rahip Brunson yaşamayak...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23