• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

Bir CHP yalanı: “Kadınlara seçme-seçilme hakkı verdik”...

10 Mart 2015
A


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

“Kadınlara seçme-seçilme hakkını biz verdik” diye yıllardır övünen CHP doğru söylemiyor!..

Vakıa kadınlara 5 Aralık 1934 tarihinde seçme hakkı verildi, ancak bu yalnızca kâğıt üzerindeydi: Zira seçilme hakkı, “baş açma” şartına bağlı olarak verilmişti. Daha düne kadar başı kapalı hiçbir kadın Meclis’e alınmıyordu.

Aslına bakarsanız, CHP döneminde ne kadının ne erkeğin “seçme” hakkı yoktur. Bu tam anlamıyla mugalatadan (demagoji) ibarettir. Neden derseniz, 1950’ye kadar ülke tek parti tarafından yönetilmektedir ve adayların tamamı bu partiye mensuptur. Bu durumda “seçme hakkı”ndan söz edilemez, sadece “tasdik hakkı”ndan söz edilebilir!

CHP 1946’ya kadar, kendi adaylarını halka tasdik ettirmiştir. Durum bundan ibarettir.

Gelelim “kadın ve siyaset” konusuna...

Siyaset tarihimiz pek bahsetmez, ama 9 Eylül 1923’te Mustafa Kemal Paşa tarafından kurulan “Halk Fırkası”ndan aylar önce, 16 Haziran 1923’te kuruluş dilekçesi verilip, faaliyete başlayan bir “Kadınlar Halk Fırkası” var...

Fırkanın (“Parti” kelimesi henüz yoktur) Genel Başkanı: Nezihe Muhiddin Hanım’dır...

Amacı, kadınları örgütlemek, başta seçme ve seçilme hakkı olmak üzere o tarihe kadar verilmemiş bazı insan haklarına kavuşmalarını sağlamaktır...

Nezihe Muhiddin (Tepedelengil), sıradan bir kadın değildir: Farsça, Arapça, Almanca, Fransızca bilen bir gazeteci ve yazardır (20 roman, 300 kadar öykü, piyes, senaryo, operet kaleme almıştır), kadın hakları savunucusu ve mütefekkir bir eylemcidir...

Padişahlık döneminde bile “kadın hakları savunucusu” olarak meşhur olmuş, bunun mücadelesini vermiştir...

1909 yılında fen dersi öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Aynı yıl Sabah, İkdam gibi gazetelerde sosyoloji, pedagoji, psikoloji konularında makaleleri yayımlanmaya başlandı. İttihat ve Terakki Kız Sanayi Mektebi, Selçuk Hatun Sultanisi gibi okullarda müdürlük yaptı. Bir dönem maarif müfettişi olarak çalıştı.

1913’te “Türk Hanımları Esirgeme Derneği”nin kuruluşunda yer aldı ve sekreterliğini üstlendi. 1924’te şahsi parasıyla “Türk Kadın Yolu” dergisini kurdu. 

Cumhuriyete doğru ilerleyen “Yeni Türkiye”nin dikkatini “kadın”a çekmek için de 1923’te partisini kurdu. Devrin egemenleri, “Mümkün değil” dediler, “yürürlükteki kanunlar, kadınların siyasi temsiline müsaade etmiyor”...

“O zaman değiştirip müsait hale getirin” dediyse de gülüp geçtiler...

Daha da ötesi, iktidarı körü körüne destekleyen gazeteleri ve bazı tanınmış yazarları üzerine sürdüler... Dalga geçmeye başladılar... Bu dönemde, iktidar borazanlığı yapan Akbaba Dergisi’nde yayınlanan, “Kadınlar Halk Fırkası’nın Dokuz Umdesi” (ilkesi) başlıklı yazıda hem kendisi, hem partisi, hem de kadınlarla açıkça dalga geçildi...

1. Hâkimiyet bilakayd ü şart (kayıtsız-şartsız) kadınlarındır.

2. Her zevç (koca), zevcesine (karısına) itaate mecburdur.

3. Bütün ev işleri erkeklere aittir.

4. Erkek, kadının müsaadesi olmadıkça harem dairesinden dışarı çıkamayacaktır.

5. Muaşakatın sürat ve emniyetini temin için her mahallede post ve senet gişeleri açılacaktır.

6. Dulların istikbali temin edilecektir.

7. Ziynet eşyasının ithali serbesttir.

8. Taaddüt-i zevcat (çok eşlilik) memnudur.

9. Her kadın, indellüzum, kırk yaşına gelen zevcini tekaüde sevke mezundur.

Sonunda anladı ki, kadın haklarını, Türkiye’yi yönetenlere siyasi parti kanalıyla anlatamayacak,  Türk Kadınlar Birliği ismiyle bir dernek kurdu. Yayınlarında kadınlara seçim hakkı verilmemesini sert şekilde eleştirmeye başladı.

1925 yılında, Türk Kadınlar Birliği tarafından Halide Edip’le birlikte milletvekilliği için aday gösterildilerse de, CHP tarafından veto edildiler (CHP “kadın haklarını getirmek”le hâlâ övünüyor mu?)...

Türk Kadınlar Birliği bu kez erkek bir aday göstermek istedi, fakat CHP bunu da engelledi: Meclis’te kadın hakları savunucusu görmek istemiyordu...

Nezihe Muhiddin ve yönetim kurulu 1927 yılında görevden alındı. 1935 yılında da, cemiyet merkezi polis tarafından basıldı. Nihayet kadınların erkeklerle eşit olduğunu savunduğu gerekçesiyle, Türk Kadınlar Birliği temelli kapatıldı. 

Ardından Nezihe Muhiddin hakkında “yolsuzluk” iddiaları başladı. Aslı olmayan ithamlar ve iftiralar iktidarı destekleyen gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı... Nihayet, kendisine reva görülen muameleye dayanamadı, psikolojisi bozuldu...

Ve mücadele ile geçen hayatı 10 Şubat 1958’de, İstanbul’da bir akıl hastanesinde sona erdi.

Kadın haklarını savunan bir kadına, “Bu ülkeye kadın haklarını biz getirdik” diyen CHP’nin reva gördüğü muamele budur. 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23